[breadcrumb]

Neden Amsterdam?

neden-amsterdam-1453735537.jpg

Dört bir yanı kaplayan kanalları ve Hansel Gratel masalındaki pasta evleri andıran, 17. yüzyıldan kalma evleri sayesinde şehir, ziyaretçileri üzerinde güçlü etki bırakıyor.

Her ne kadar çılgınlığın başkenti şeklinde anılsa da, aslında mükemmel mimarisi ve Venedik’i aratmayacak kanalları sayesinde son derece romantik bir yan da taşıyor. Zaten romanın romantizm durağı olarak bu şehrin seçilmiş olması da tesadüf değil.

Amsterdam, dünyadaki en büyük küçük şehirlerden biri. Meşhur gece hayatının yanı sıra birbirinden güzel küçük cafeleri ve restoranları, müzeleri, butikleri ile gezmeye doyulamayacak bir şehir. “Old town” kısmını keşfetmenin en iyi yolu bir bisiklet kiralamak ve kaybolmaktan korkmadan (zira tüm yollar aşağı yukarı ana merkeze çıkıyor) doya doya dolaşmak… Dümdüz bir şehir olduğu için bisiklet kullanmak pek çok şehre göre daha kolay. Amsterdam aynı zamanda bir ikinci el cenneti. Bu yüzden bisiklet turu sırasında kıyafetten elektroniğe, kitaptan plağa pek çok vintage objeye göz atma şansını da yakalayabilirsiniz.

Amsterdam ayrıca herkesin çok iyi İngilizce bilmesiyle de meşhur. Mağaza girişindeki güvenlik görevlilerine kadar herkes akıcı İngilizce konuşuyor. Bu anlamda yardım isteme şansı yüksek, kaybolma olasılığı ise oldukça düşük.

Yapmadan dönmeyin

Bisiklet kiralamadan, Van Gogh müzesini gezmeden (ve o meşhur tabloların orijinallerini görmeden), muhteşem krep ve pancake’leriyle ünlü The Pancake Bakery’a gitmeden, ünlü gece klüplerinden birinde biraz dans etmeden dönmeyin.

Ayrıca Amsterdam’ da Görmeden Dönmemeniz Gereken 5 Yer İçin Aşağıdaki Linke Tıklayabilirsiniz

Amsterdam’dan buraları görmeden dönmeyin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir